Mehmed Zahid Kotku (Rh.A)

PEYGAMBER SAS EFENDİMİZ'İN BEŞ NASİHATI

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtüh!..
Bismillâhir-rahmânir-rahîm...

Elhamdü lillâhi rabbil-àlemîn... Vel àkıbetü lil-müttakîn... Ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn...

Cenab-ı Peygamber SAS Hazretleri bir gün cemaate hitaben diyor ki:

"--Ben beş söz söyleyeceğim, beş nasihatım var. Bunları kim alabilir, veyahut bunu alıp da başkasına kim bildirebilir?.."

Ebû Hüreyre RA demiş ki:

"--Ben yaparım yâ Rasûlallah!"

"Elimden tutarak bana dedi ki: (İttekıl mehàrim) 'Haramlardan sakın!'"

Bu çok mühim bir noktadır. Haramlar günahlardır yâni. Onun için, günah kitaplarını okumanızı tavsiye edeceğim. Büyük günahlar 125 tane, küçük günahlar 400 tane. Bazen 700'e kadar sayanlar var. Onları bilmeyince haramdan kaçamayız. Haramdan kaçmak, ancak onları bilmekle oluyor. Mikrobu bilmeyince hastalıktan kaçılmıyorsa, bunları bilmeyince bunlardan da kaçılmaz.

Binâen aleyh, "Haramlardan kaçın!" E, ne olacak?.. (Tekün a'beden-nâs) "Nasın en àbidi sen olursun."

Àbid diye, gece gündüz ibadetle meşgul olan kimseye derler. Gündüzleri oruç tutar, geceleri sabahlara kadar ibadet eder, boşa vaktini geçirmez; ona àbid diyorlar. Sen bunların en büyüğü olursun, en yüksek bir abid olursun; ne zaman?.. Haramlardan kaçtığın takdirde!..

Onun için, bizim Birgivî Hazretleri var ya, onun eserinde görmüştüm:

(Terki zerretün min meharimillâh, hayrun min ibâdetis-sekaleyn) "Zerre kadar haramdan, kıymet vermediğimiz en ufak bir haramdan, bir günahtan kaçmak; yer gök ehlinin yapacağı ibadetten daha efdaldir." Nafile ibadetten tabii, bunlar ferâiz değil.

Binâen aleyh, günahtan kaçmak, en büyük vazifelerimizin başında geliyor. Günahtan kaçmadıkça, ne kadar ibadât ü taatla da meşgul olsak, tadını bulamayız. Nasıl ki, hasta adam yemeğin tadını bulamıyor, biz de o ibadetin, taatin tadını bulamayız. Sırası gelince de bırakıveririz, kaçıveririz, bir şeyler olur. Meselâ, Ramazanlarda olduğu gibi...

Ramazanlarda oruçlar tutarız, teravihlerle ihyâ ederiz. Fakat, Ramazan bitince hepsi biter. Neden?.. Tatsız bir ibadet yapılmış, meharimden kaçılamamış. Yoksa, Allah'a yönelen bir insan, Allah'tan nasıl yönelebilir?.. İmkân mı var?..

Uzatmayayım, bu kadarcık yetsin. Ezberlersiniz: (İttekıl-mehàrim tekün a'beden-nâs) "Günahlardan kork, nasın en àbidi olursun!"

İkinci sözü: (Verda bimâ kasemallàhu lek, tekün a'nen-nâs) "Allah-u Teàlâ'nın taksimine razı ol, nasın en zengini olursun!"

Zenginlik parayla olmaz ya... En zengin insan, Allah-u Teàlâ'nın taksimine razı olan insandır.... E, beş parmak bir değil! Hepsi bir olsa olmazdı. O avuç o zaman yumulmazdı böyle... Şimdi bak, yumuluyor; istediğin gibi tutabiliyorsun. Fakat, hepsi bir uzunlukta olsa, işe pek yaramaz demek ki... Her şeyi Cenab-ı Hak, yerli yerinde yaratmış.

Binâen aleyh hepimize ders tabii bu: "Siz Allah-u Tealâ'nın taksimine razı olun ki, nasın en zengini olasınız." Yoksa paraları kazanacağım diye uğraşırsan, ömrün boşa gider, boyna yorulur durursun. İkinci bu.

Üçüncüsü de çok şayan-ı dikkat bir şey yâni; Tirmizî Hazretleri'nin rivayeti: (Ve ahsin ilâ cârike tekün mü'minen) Ne kadar mühim. "Sen komşuna ihsân eyle ki, mü'min olasın!"

Allah Allah! Bak hani mü'miniz diyoruz ya; işte "Lâ ilâhe illallâh, muhammedur-rasûlüllah" dedik, bizden iyisi mi var?.. Demek Cenab-ı Peygamber'in sözü bu... Diğer hadislerde de var:

(Elmü'müminü men eminehün-nâs) Nas emin olacak.

(Elmüslimü men selimel-müslimûne min lisânihi ve yedihî) Elinden dilinden herkes emin olacak ki, sen müslüman olasın.

Burda, "Komşuna ihsan et ki, mü'min olasın!" buyruluyor. Komşu hakkı çok. 45 tane hadis var komşu hakkında. Komşunun üç hakkı var, iki hakkı var, bir hakkı var... Komşu akrabadan ise üç hak sahibidir: Birisi akrabalık hakkı, birisi komşuluk hakkı, birisi de müslümanlık hakkıdır. Eğer komşusu akrabası değilse iki hakkı vardır: Birisi müslümanlık hakkı, birisi de komşuluk hakkıdır. Eğer komşu müslüman da değilse, onun da bir hakkı vardır; o da komşuluk hakkıdır. Yâni, komşusu gâvur da olur müslüman da olur, zengin olur fakir olur, iyi olur kötü olur; ne olursa olsun komşudur. Komşuya ihsan lâzım, komşuya ikram lâzım, komşuya iyilik lâzım...

Onun için, Cenab-ı Peygamber komşu hakkında:

(Mâ zâle cibrîl, yûsînî bil-câr, hattâ zanentü ennehü seyüverrisehû) "Cebrâil AS o kadar tavsiyede bulundu ki, ben komşu komşuya varis olacak zannettim." buyuruyor.

Bir zat gelmiş, bakmış Rasûlullah namazda ama, bir adam da bekliyor orda ayakta... Rasûlullah selâm vermiş. Demiş:

"--Yâ Rasûlallah, bu adam deminden beri sizi bekliyor; galiba bir söyleceği var!"

Demiş:

"--Bildin mi sen onu, kimdi?"

"--Bilmedim."

"--O, Cebrâil'di. Selâm verseydin selâmını red de ederdi. (Aleyküm selâm derdi.) O bana komşuluk hakkında çok tavsiyede bulundu. Ben de zannettim ki, komşular birbirine artık vâris olacak..."

Bunu ulemâ incelemişler; o devirde de olmamış, sonra da olmamış... Yani, komşu komşuya mirasçı olamamış. Mirasçı olamamış ama, bu maddeten; mânen mirasçı olur diyorlar. Mânen komşu komşusuna bilgi verecek, Allah'ı tanıtmağa çalışacak... Allah'ı bildirecek, Rasûlü'nü bildirecek... İmanın, İslâm'ın esasları nelerse, onları bildirmeğe çalışacak... İyi bir insan olabilmesine gayret edecek. Fenâ huyları var ise, onu o kötülüklerden vazgeçirebilmeğe çalışacak...

Onun için, "Ev alma, komşu al!" tabiri vardır. Komşun kötü ise, çok sıkıntı çekersin. Komşun iyi ise, rahat edersin. Onun için Cenab-ı Peygamber SAS:

(Ezu bike min câris-sû') "Yâ Rabbi, kötü komşudan sana sığınırım ben!" buyurmuş. Neden?.. (İn raâ haseneten efenâ) "İyilik yaparsın; görür ama hiç söylemez, saklar. (Ve in raâ seyyieten efşâ) Bir kötülük de gördü müydü, 'Şu adam şöyle fenâ, böyle fenâ; şunu da yaptı, bunu da yaptı.' diyerekten yayar durur." İyiliği unuttu gitti. "Bundan sana sığınırım." diyor Cenâb-ı Peygamber. Çok şeyler var böyle, Allah kusurumuzu affetsin...

Binâen aleyh, bize olan vazife komşuya ikram... Hattâ Hazret-i Ömer'in oğlu Abdullah RA, ev için koyun kesmişler. Kesen kasaba demiş ki:

"--Bundan yahudi komşuya da bir hisse ayır!" demiş.

Komşusu yahudi imiş. Sonra gelmiş sormuş:

"--Yahudi komşunun hissesini verdiniz mi?.."

Üzerinde duruyor yâni, komşuluk hakkı... Bu komşuluk hakkında çok uzun tafsilat var, vakit uzar söylersem. Üçüncü söz: "Mümin olmak için komşuya ikram et!"

(Ve ehibbe lin-nâs mâ tühibbu linefsik) "Bütün insanlar için iste..." Burda bak lin-nâs tabiri var, insanlar için. İnsanın içinde iyisi var, kötüsü var, dinlisi var, dinsizi var, hepsi var... Fakat sen bütün insanlar için iste! Neyi?.. (Mâ tühibbu linefsik) "Kendin için neyi istiyorsan, nasıl yaşamak istiyorsan; herkes de öyle yaşasın, öyle olsun diye iste!" Bunu istediğin vakit ne olur?.. (Tekün müslimen) "O zaman müslüman olursun!" Yalnız nefsine kaldın mıydı, yandı işin...

Beşinci nasihati de: (Ve lâ tüksirid-dahk, feinne kesreted-dahki tümîtül-kalb) "Gülmeyi çok yapma, gülme iyi değil. Ne yapar?.. Kalbi karartır.

(Fe inne eb'aden-nâs minallah elkalbül-kàsî) "Allah'tan en uzak insanlar, kalpleri kara olan insanlardır."

Binâen aleyh, "İttekıl-mehàrim" dedi ya, haramlar gönlü karartır. Gönlü karartınca, hayrı şerri fark edemez insan... İyiyi kötüyü seçemez insan, gözü kör insana benzer. Onun için haramlardan son derece sakınmak lâzım! İnsan dünyada biraz zevklenir sefalanır, şöyle olur, böyle olur ama, ahireti için berbattır.

Allah cümlenizi affetsin... Tevfîkàt-ı samedâniyyesine mazhar etsin... Seyyiatlarımızı da hasenâta tebdil eylesin...

Bismillâhir-rahmânir-rahîm.

Lâ ilâhe illallàhul-halîmül-kerîm... Sübhànallahi rabbil-arşil-azîm... Elhamdü lillâhi rabbil-àlemîn... Nes'elüke mûcibati rahmetike.. Ve azâimi